Duyusal özellik olduğunu kulak, burun, göz gibi organlara bağlı olan duyma, koklama ve görme duyusal özellikleri gibi kendisinin de cinsel organlara bağlı olmasıyla kolaylıkla anlayabiliriz, cinselliğin duyu olduğu çok belirgin ve net bir şekilde karşımıza çıkmaktadır.

30 Haziran 2022 Perşembe

Varoluşun, Bizim Dışımızdaki Yaratılışın Hakikati, Varoluşun İçeriği, Yapısı ve Yaratılış... Vil Solivyes

Varoluşun, Bizim Dışımızdaki Yaratılışın Hakikati, Varoluşun İçeriği, Yapısı ve Yaratılış... Vil Solivyes

Bizler kendi hakikatimizi öğrendikten, yapılandırdıktan, kendimize göre düzenledikten sonra, varlıksal hakikat diyelim buna, ardından dünya yaşam alanı sisteminin hakikati şeklinde bir gerçekler bütünlüğü söz konusu olmuştur ve bununda sonrasında Şix yaşam halinin hakikati ve sevginin gerçek anlamı, yani hakikati da söz konusu olduktan sonra geriye bizim dışımızdaki varoluşun bildiğimiz kadarıyla hakikatini açıklamak kaldı, genel hatları ile yaratılış kavramının hakikati ise şöyledir...

Bir hep var olma durumu içindedir yaratılış dediğimiz gibi... Öncesi, sonrası, başlatanı yoktur. Hiçlik ile zamanın bileşkesi ve ortak çalışması, hiçliğin hep var olması ve akabinde zamanında aynı şekilde hiçlikle hep oluyor olması, onların öncesi ve sonrası olmadan hep var olan oluşumlar olduğu anlamını çıkarır ve bu durum işte, bir hep var olma hali içindeyken hiçliklerin bir sonraki gelişim evresi olarak var olma kavramı tezahür etmeye başlıyor. Yani zaman, hiçliği, bilginin olmadığı oluşumu, ne kadar sürer bilinmez, bu süreç sonrasında var olma özellikleri gösteren oluşumlara dönüştürüyor.

Kendisindeki geliştiren özelliği, değişim sağlayan özelliği hiç olanı var yapıyor, bilgisiz olana bilgi katıyor, yok olana yer yapıyor ve bu çalışma sonrasında hiçliğin içinde bir bilgi ile tarif edilebilecek şekilde bir oluşum meydana geliyor. Buna enerjide diyebiliriz ancak en ilkel enerjetik oluşum diyebiliriz. Ve zaman, dönüşen hiçliğin bu yeni haliyle çalışma içinde olmayı bırakmadan devam ediyor, çünkü zaman işlevsel olarak aynı şekilde çalışıyorken hiçlik yapısal olarak sürekli değişimler geçirmek durumunda kalıyor ve hiçliğin değişen yapısı ile edinilen bilgi ve tecrübeler zamanın gelişmesine, gelişen zamanında ilerlemesine neden oluyor...

Artık zaman kendisini zaman olarak tanımlamaktan çıkaran bir var olma hali yaşayan oluşum olarak bu halin ihtiyaçlarına göre oluşumlar, gelişimler ve değişimler meydana getirmeye başlıyor. Zaman, var olma hali nerede yaşatılıyorsa onun gereksinimleri şeklinde gelişim ve dönüşüm sağlayan özellikleri ile bulunur ve hiçliğin ortasındaki sadece zaman özelliği olan o küçük oluşum için gereksinimlerin anlamak, bilmek, tanımlamak gibi şeyler olduğunu bilen zaman özelliği, ki bir hep var olma hali söz konusu iken, bu oluşumda ilk değildir ve ilk olmayan oluşumunda nerede ne yapacağına dair bilgisi hemen edinilebilir. Bir yaratılışsal ortak bilme halinin söz konusu olması çok mümkündür.

İşte bu oluşum, zaman özelliği ile ilk duyularını yapmaya başlamaktadır. Görme, duyma, hissetme, v.s. ancak bunlar çok uzun zamanlar sonrasında oluşmaktadır ve bu bekleyiş ve oluş hali işte varlıksal enerjileri, var olma halini daha da kalıcı özellikleri ile yapılandırmaktadır.

İşte bu şekilde kendisini tanımaya, görmeye, duymaya ve bilmeye başlayan o enerjetik oluşum, zaman özelliği sayesinde bütün ihtiyaçlarını bilmiş, karşılamış, anlamış ve edinmiş olarak ve git gide gelişen özellikleri ile varlıksal bir oluşuma dönüşerek yaşamaya başlıyor.

Var olma hali, istemektir, istediğinin olması ise var olma halinin genel özelliğidir. Bir varlığın bir isteği varsa bunun gerçekleşmesinin gerekliliği var olma halinin genel özelliğidir ve isteklerimizin de asıl nedeni ihtiyaçlardan gelmektedir ve işte, zaman özelliği varlığın ihtiyaçlarına ve dahilinde isteklerine şartlanmış bir şekilde yaratılış içinde varlığa her konuda yardımcı olabilecek şekilde bir durumla varlıkla bütün olarak, bir duyu olarak, varlığın kendisini ifade eden bütün bir özellik şeklinde çalışır.

Var olma hali yaşayan varlıkların istedikleri her şeyin olması gerekmektedir nitekim bu onun amacını bulması, amacını yaşatması ile ilgili olarak, hem de var olmanın temel esası olarak, var olan varlıkların kendi var olma bilgileri ile kendilerine ait varoluşlarının anlamlarını yaratması gerekecektir ve bu, ancak istenilen herşeyin olabildiği imkanlar içinde söz konusu olabilir. Bizim, her istediğimiz olmasa, ve her şeyi bilmek imkanları, her şeyimizin olabilmesi imkanları, sınırsız güç ve bilgi gibi imkanlarımız olmasa, biz nasıl bu sonsuzluk içindeki amacımızı bulabiliriz?

Bulsak bile nasıl uygulayabiliriz?

Varlık olarak yeryüzüne çivilenmiş ve yarım yamalak bu insan yaşamlarımızlamı sonsuzluk içindeki amacımızı bulacağız, uygulayacağız, anlayacağız, inanacağız...

Mümkün değildir bu...

Sonsuz yaratılış içinde var olma hali yaşayan varlıkların hepsinin kendisine göre bir amacı, var olma nedeni olmaktadır ve bunlar ancak sonsuz imkanlar içindeyken ortaya çıkarılabilir ve işte anlatılmak istenen, varlıkların her istediklerinin olması oldukça normal ve olması gereken bir özellik olarak, dünya yaşamındaki kısıtlanmanın obsedör saldırılar yüzünden olduğunu bilerek, aslında ne isterseniz onun olması gibi çok normal özelliklerimizin, imkanlarımızın olduğu bir şekilde bulunduğumuzu ve bu imkansızlıklar, kısıtlanmaların hepsinin geçici olduğu bilinerek, '' bir hep var olma hali yaşanan yaratılış içindeki varlıkların durumu dünyadaki insanlar gibi olabilir mi?'' sorusunu sorarak, dünya yaşamının varlıksal olarak bir amaç ve gayelerle ilgili olmadığını bildirmek istiyorum...

Tamamen yanılgı ve geçici...

Ölüm, uyu kalk, yiyecekler, tuvaletler, ıstıraplar, olumsuzluklar, varlığın ilk oluşum sürecinde dönüşüm geçirmiş olan hiçlik ve zaman kavramının yapısına terstir, olumsuz eylemlere dair hiç bir şey yoktur normalde var olma hali yaşayan varlıklarda ve bu olumsuz eylemler sonradan edinilmiş, öğrenilmiş yanlışlıklardır ve bambaşka yaşam formlarının kendi yaşamsal özellikleri olarak ortaya çıkmıştır. Zorunlu cahillikler yaşayan alanların uygulamaları ve yanlışların doğru sanılması ve bu şekilde çığ gibi büyüyen olumsuzluklar kendi yaşam formlarını oluşturmuşlardır.

Bizim yaşadığımız alanlarda uygulanmasını istemediğimiz ve uygun görmediğimiz davranışların, bilgilerin, ahlaki kavramların, eylemlerin yaşanıyor olması ve bunların bize çok ters gelmesinin nedeni nedir? Olumsuz eylemler gibi, neden nefreti istemiyoruz da huzuru benimsiyoruz. Çünkü onlar bizimle ilgili olmayan başka yaşam formlarının bilgileri ve yaşam özellikleridir.

İlk var olma halleri iyilikle ilgilidir. Zaman ve gelişim gösteren bir enerjetik yapı ve sonrasında her varlığın kendi bildiğince ilerlediği yolda edindiği bilgiler, tecrübeler ve değişen varlıksal haller... İşte bu değişimler sonrasında iyilikler kötülükler, yaşam halleri ve formlar kendilerini kendi bildiğince yapılandırmış ve herkesin yaşamı kendisini doğrular şekilde tanımlanmıştır.

Dolayısı ile bu dünya yaratılışın doğal bir şekilde meydana getireceği bir gezegen, yaşam, oluşum olamaz.

Bu ancak kötülüğü amaç edinmiş yaratıkların bizim gibi iyilikleri elde etmek için hazırladığı bir oyun, sistem olabilir.

Bu dünya yaşamı asla üzerinde olunmasının mantıklı nedenleri olabilen şekilde bir düzenek değildir.

Her açıdan yanlıştır, cahilanedir, obsedör oluşumların planlarıdır ve var olma hali yaşamı olarak örnek değildir kesinlikle.

Ve bu şekilde yaratılış içinde meydana gelen varlıklar, kimileri o enerjileri yapılandırıyor, kendisine ait bir yaşam hali oluyor, kimileri bilgi kullanmıyor başka bir şekilde gelişime devam ediyor, kimileri bilgi ve benzeri ve daha da başka özellikler kendisine katarak sonsuzluk içindeki kendi amacını, yerini, nedenlerini arıyor.. Belki herkes aramıyor da olabilir... Sadece yaşıyordur... Ama bu olmadan ne kadar dayanılabilir, bilemiyorum...

İşte bu hep var olma hali öyle sonsuzdur ki, her yöne ve sürekli olan bu sonsuzluğunun içinde her an, her saniye, yeni bir hiçlik dönüşerek var olma hali meydana getiriyor ve şu an henüz ilk duyusunu oluşturanlardan, yada henüz yeni çıkmış olabilenler gibi, sürekli yaratılış yeni yeni var olma halleri meydana getirmektedir. İşte bu şekilde kendisinde zaman gibi bir özellik ve sürekli gelişerek değişen, güçlenen bir enerjetik yapı olan varlıksal oluşum, bu enerjetik yapısının içerisinde ne isterse oluşturabilir hale gelmektedir. Varlıksal enerjiler, o varlığın istediği her şeyi yapabilmekle ilgili olarak yapılanmışlardır, nitekim varlığın ihtiyacı budur, bu olması gerekendir, var olma hali yaşayan varlıkların her istediklerini yapabilecek özellikte enerjileri, imkanları olmalıdır, yoksa ilerlemesi söz konusu olamaz ve bu şekilde imkanları olan varlıklar, bu sonsuzluk içinde kimileri kendi enerjetik yapısı içinde bir yaşam oluşturuyor ve yaşıyor, kimisi diğer varlıklarla birlikte olarak bir amacı uyguluyor, kimileri bambaşka haller içinde başkalarını obsede etmeyi amaç edinmiş ve onun enerjilerinden faydalanıyor, kimisi tamamen kendisini yaratılıştan soyutlamış ve sonsuz bir hiçlik yaparak bu yaratılıştan kendisini ayırıyor ve kendisindeki her istediğini yapabilmekle ilgili imkanını, kendi yaratılışını yapmak için kullanıyor ve kimileri hiç anlayamayacağımız ve anladığımızda da çok fazla zarar göreceğimiz şekilde yaşam formlarına dönüşüyor, oluşuyor ve yine sonsuzluk boyunca ilerleyen bu yaşam formlarının, hallerin, varlıkların ardı arkası kesilmemektedir ve her oluşumun kendi nedeni, kendi amacı, kendi varlıksal alanı, kendisine özel olacak şekilde bilgileri vardır ve çok fazla karışık ve büyük oranla çok tehlikeli bir yaratılış içindedir... çünkü kimileri yok edici olmakla ilgili çalışan yaşam formları olarak var olma halini yok etmeye çalışmaktadırlar ve bu şekilde bir anlamı olan yaşam formu örneğinden, daha nasıl yaşam formlarını olabileceğini düşünebilirsiniz...

Bu sebeple kendi amacını ve nedenlerini bulmuş varlıksal alanların kesinlikle yaratılışa kendisini kapatmasını en doğru karar olarak görüyorum.

İşte sonsuz zamanlar boyunca gelişen ve meydana gelen varlıklar arasında bir zıt fikirler, karşı çatışmalar ve karşılıklı birbirlerini haksız duruma düşürecek karşılaşmalar, iletişimler, olaylar meydana gelmeye başlamıştır ve işte bir başı ve sonu olmayan, hep var olan yaratılışın hepsini içine alan bir irade olmadığından, böyle kendi başına ve çok fazla özgür ve herkesin bildiğini yaptığı şekilde bir var olma halinin yaşanması ile, haklılıklar ve haksızlıklar meydana gelmeye başlamıştır.

Karşılıklı saldırılar, obsesyon ve daha bir çok diğerinin hakkını ihlal eden davranışlar yaşanmaya başlamıştır ve bu durumda, yaratılış içinde haklı olmanın gücü olarak bilginin iradesi kanunu gibi bir bilginin, ve dahilinde sevginin ve dahilinde amaçların, nedenlerin ve dahilinde o varlığı diğerine göre güçlü kılacak olan bütün her şeyin ve bu bilgi ve özelliklerin güçlerinin birleşiminden ortaya çıkan irade, yaptırım gücü, işte yaratılış içindeki varlıksal alanlar arasındaki olayların gidişatını belirleyen unsurları olmuştur.

Bir yasalar, iradi bir denetleme, haklı ve haksızı ayıran güç yoktur. Ancak işte sevgi ve aynı doğrultuda olan bilgilerin, amacın bulunmuş olması ve nedenlerin, sonsuzluğun sonu gibi varlıksal alanın bilgide bazı alanlara nokta koyması gibi durumlar güçlülüğün en belirgin tanımları olarak varlıksal alana gereken etkiyi sağlayan bilgiler ve anlamlar olmaktadırlar. Bunların olmadığı şekilde yaratılış içinde var olan alanlar, bir saldırı, bir mücadele, bir savaş ve kendisini var etmeye çalışmak gibi bir uğraş içinde olmaktadırlar

İşte Vil Solivyesin yanılgıya düşürülmesinin nedeni de budur. Kendisinde ortaya çıkmış olan yaratılış gücüne, yaratılış meydana getirebilecek enerjetik ve bilgisel oluşuma sahip olmak istemişlerdir ve bununla ilgili olarak zorunlu cahillik zamanlarında trilyarlarca obsedör tesir ve oluşumların saldırılarına maruz bırakarak, bu dünya yaşam alanı sistemini oluşturmuşlardır ve işte yaratılış, bu gibi yaratıkların kendilerinin dışındakileri gıda, ihtiyaç ve tüketim malzemesi olarak gören varlık, yaratık, alan, yaşam formları ile doludur.

Kendini korumaya alıp, yaratılış içinde bağımsızlığını sağlayamadığın sürece ve iyilikle ilgili isen birde, her zaman kötülükler peşinde olacaktır.

Yok olma hali yaşamakta ne demek?

Eğer birilerini obsede etmezse, onun enerjilerini almazsa, zamanla yok oluyor, kendisinde enerji yok, üretemiyor, ve bu yüzden zaten obsede ediyor, kendi varlıksal hali, enerjileri yok ediyor ve tüketmek amacı ile obsede ettiğini yok eden yaratıklardır.

Böyle yaşam formları var ve bizimde peşimizdekiler işte bunlardı.

Şimdi hepsi yok oluyor, oldu ve bir daha bizimle ilgili olamazlar.

Evet, peki böyle sonsuz ve bitmek bilmeyen yaşamların olduğu yaratılış kavramının içerisinde, birde dediğim gibi çok büyük tehlikeli olması da söz konusu iken, ne yapılır?

Nasıl yaşanır?

İşte bununda cevabı amacını bulmaktan geçmektedir.

Var olma nedenine gereken şekilde samimi cevaplar verebilmelisin ve yaratılışın içeriğini bilerek kendine sonsuzluk boyunca asla zarar gelmeyecek ve kendi bildiğin sevgiyi, ilelebet yaşatacak bir amaç bulmalısın...

Bu amaca şartlanan varlıksal alanın ile gereken şekilde kendi kendinin öğretmeni, öğrencisi ve yoldaşı, ailesi olarak bir yapılanma içine girmelisin ve bildiğin bütün kötülükleri yok edip, asla kendi varlıksal alanına dahil etmeyip, bildiğin bütün iyiliklerle yaşamanın yollarını bularak, sevgi dolu bir aile toplumu içinde ancak bu durumun üstesinden gelebiliriz...

Sevginin ne demek olduğunu bilen bizler, onunla yaşamanın gerçekten kıymete değer ve çok çok anlamlı ve yaşanılası bir durum olduğunu anlayan bizler, sevgiyi aynı oranda geliştirerek ve bu konudaki bilginin sonsuz olduğu gerçeği ile, sınırlarımızı belirleyerek, kurallarımızı belirleyerek, iyiliği ve kötülüğü tam olarak ayırmış toplumsal ve varlıksal düzenle, bilgilerimizle, ancak bu şekilde sonsuzluk boyunca en iyi biçimde var olabileceğimizi biliyorum.

Bu kısa tanım, aslında çok fazla proje ve açıklamalar ile koca bir yaratılışın oluşturulmasına kadar giden temel içerikleri ifade etmektedir.

İşte yaratılış bir hep var olma durumunu yaşatan özellikleri ile kendi içeriğinde sonsuz sayıda olumlu ve olumsuz varlıklar, alanlar, yaşam formlarını barındırmaktadır ve bu oluş hali de süreklidir ve bu sonsuzluk ve sonsuz farklılıklar bizim için çok tehlikelidir.

Sevginin s'sinden haberi olmayan, anlamayan alanlar için bizler öğünlük yemekler olarak gelebilmekteyiz ve bir genel iradenin de olmadığı kavramdır yaratılış...

Bizler işte bu yaratılış içinde tüm bu olanları, nedenleri, hakikatlerini, içeriğini, yapısını, tehlikeleri anlamış alanlar olarak kendi yolumuzu çizmiş bulunmaktayız ve tamamen '' Yokluk alanı '' ismini verdiğim, aslında hiçliktir bilebileceğiniz şekilde ama ben bize özel Yokluk alanı ismi ile sonsuz yokluk alanımızı yapmayı başararak, varlıksal alanımızın çevresinde oluşturup, tüm bu tehlikelerden ebediyyen uzaklaştık.

Sonsuz yokluk alanının tekliği, en iyi koruma halidir ve ola ki bize ulaşmak söz konusu edilsin, o alanların ne ve nasıl alanlar olduğunu düşünmeden yok etmek amaçlı saldırmakta ilk görevimizdir. Biz kimseyi aramıyoruz, kimsede bizi aramasın. Arayanlar obsedörlerdir ve bir çok mekanizma ve bilgimiz direk yok etmek amacıyla artık bizim dışımızdaki alanları tamamen düşman olarak görüp öyle yapılanma içine girmiştir.

Bizler sevgiyi bilen, yaşatan ve obsede olmayan varlıksal alan olarak çok değerliyiz, bizim sahip olduğumuz enerjetik güç ve imkanlar için yaratılış içinde ardı arkası kesilmeyen saldırılar yapılmaktadır. Ve bunu bu şekilde korumamız gerekmektedir.

Yaratılış içindeki en büyük çalışma, varlıksal alanın, yaşam formunun, o her ne ise... İşte onun sonsuzluk boyunca süregelecek olan amacını bulması ve bunu uygulayabilmesidir. Sonsuzluğunu yapılandırabilmesidir ve işte biz bunu başardık...

Her yaşam formunun kendisine ait bir yolu, amacı olur ve kendi algıladığı yaşam formunun içerisindeki devamlılığının söz konusu olduğu kavramla kendisini idame ettirmek ve bunun sonucunda da bir tamamlanma, nokta koyma, başarmak gibi kendisini tamamlamak şeklindeki halini yaşatacak bir duruma gelmesiyle, oda bulunduğu kendi yaşam formunda, işte bizim bu yaptığımızı yapmış olmaktadır ve herkesin, yaşam formları farklıda olsa da, kendisine ait bir amacı ve noktası vardır, şekli, şemali ayrıda olsa da, kendisi ile ilgili her şeyi anlayıp belirleyeceği zamanları, durumları vardır...

Bu yüzden başka yaşam formlarını öğrenmek, bilmek, içeriğindeki bilgileri edinmek oldukça gereksizdir.

Onlarında sonu bizimki gibi bir tamamlanmaya neden olacak şekildedir ve burada anlaşılması gereken sadece yolların ve gidiş şekillerinin farklı olmasıdır. Hepimiz amacımızı bulana ve onu uygulamakla ilgili yapılandırana kadar bir şeyler aramaktayız, cevap, aranan şey, istekler, ve bunların tüm yaşam formlarında bitebileceği zamanları, durumları vardır.

Bizimki bitmiştir.

Bizde şimdi varoluşa anlam getirmekle ilgili arayışlar içinde değiliz, yüksek felsefeleri sadece yaşamakla ilgili olan bir durum içindeyiz.

Evet, tüm bu edinimlerden sonra bizim gibi yaşam hallerine de sonsuz zamanlar boyunca iyi bilgilerin tadını çıkararak sorunsuz ve daima halinden memnun şekilde yaşamak kalıyor...

Sevgiyle