Duyusal özellik olduğunu kulak, burun, göz gibi organlara bağlı olan duyma, koklama ve görme duyusal özellikleri gibi kendisinin de cinsel organlara bağlı olmasıyla kolaylıkla anlayabiliriz, cinselliğin duyu olduğu çok belirgin ve net bir şekilde karşımıza çıkmaktadır.

21 Haziran 2022 Salı

Bir Anekdot: Bir Su Damlası Örneği İle Var Olmanın Felsefi Tanımı...

Bir Su Damlası Örneği İle Var Olmanın Felsefi Tanımı...

Var olmak demek, hiç bir şeyin dert, sıkıntı, stres sebebi olmadan her şeyi yapabilmekle ilgili bir kavram olmalıdır. Yoksa bu kadar sorunun içinde hakikati anlamak ve uygulamaya çalışmak gibi çok yönlü konuları başarabilmemiz söz konusu olamaz. Bu sebeple varoluşun aslında dert, sıkıntı ve stresi onaylamadığını, varlıkların rahat ve mutlu bir şekilde yaşamalarını ve var olmalarını sağlayıcı oluşumlarını desteklediğini ancak bunu başaramayan yok olma hali yaşayan obsedörlerin, var olma hali yaşayan varlıkların bu düzenlerini bozmakla ilgili bir uğraş içinde olmaları nedeniyle bunları yaşamak zorunda kalıyoruz ve öyle ki bir de bunları var olmanın kendi özellikleri olarak nitelendiriyoruz. Böyle bir şey yoktur. 

Karşınıza sonsuz bir yaratılış modeli çıkararak, onu böyle sınırlı altı duyu ve bir çok ıstırap ve sorunların ortasında olmanızı sağlayarak sizin sonsuz yaratılışı anlamanızı kimse bekleyemez, yaratılış bunu hiç yapamaz, kendi yapısına göre varlıksal oluşumlar meydana gelmelidir ki, yaratılışın içeriğindeki varlıkların amacı ve aslında görevi olan yaratılışı tanımlama ve anlam getirme çalışmasını rahatça uygulayabilsinler. Yaratılış aynı zamanda kendisini tam anlamı ile anlamlandıran ve açıklayan varlıklara muhtaç bir oluşumdur. Varlık olmak demek aslında bu uygulamayı yapabilmekle de ilgilidir.

Yoksa var oldun, yaşadın, gördün, duydun gibi kısır bir halde yaşıyor olmak hiç bir varlığa kader olarak yazılmamıştır, belirlenmemiştir. Bu tıpkı şey gibi, denizden bir damla alıyorsunuz, oysaki denizinde yapısı sudur, alınan damlada sudur ve sonrasında alınan damla buz haline getiriliyor ve su olma özelliklerini kaybediyor ve buz halindeki damla bu kısır özellikleri ile denizi anlamaya, suyu anlamaya, onunda ötesinde okyanusları ve bitmek bilmeyen suları anlamaya çalışıyor. 

Oysaki eski su damlası haline gelebilse, kendi yapısının özünde zaten o koca okyanusların bütün bilgisi vardır. Onlarda sudur çok büyük olmalarına rağmen, kendisi de sudur damla olmasına rağmen, işte bizlerde şuan buz tutmuş damlalarız ve denizden geldik ve bizde denizleri anlayacak, okyanusları bilecek bütün bilgiler mevcuttur, sadece şu an buz olmaktan kurtulmanın arifesindeyiz ve bu konuda suçlu olan denizler değildir, okyanuslar değildir, onlar bu damlaların kendileri gibi olan sorunsuz oluşumlardır. İşte damla bizlerdik ve buz tuttuk ve şimdi yeniden su damlası olarak denizlere karışıp kendi okyanuslarımıza doğru yol alacağız. Ve dertler, sıkıntılar, stresler bu gibi deniz oluşumları için söz konusu olan olumsuzluklar değildir. Bir su damlasının denizin içinde olmasının özgürlüğü ve sınırsızlığı, bizim var olmamızı en iyi şekilde ifade edebilecek güzellikte bir örnektir, var olma halimizin tanımı budur...