Ebeveynimiz bize dürüst olmayı ve kötülüğe karşı savaşmayı öğretti... ( Sihir Gizli Servisi )

6 Temmuz 2019 Cumartesi

Sinema: Kelebeğin Rüyası - Butterfly's Dream - Bu Film Kayıp Tüm Şairlere Adanmıştır... / Konusu, Özeti, Afişler

Kelebeğin Rüyası, Butterfly's Dream

Oyuncular; Kıvanç Tatlıtuğ, Mert Fırat, Yılmaz Erdoğan
Yönetmen; Yılmaz Erdoğan
Tür; Tarihi, Biyografi, Dram

Konusu; Film, kayıp tüm şairlere adanmış şekilde 1941 yılında Zonguldak'ta yaşayan ve şair olmaya çalışan Muzaffer ve Rüştü'nün gerçek hayat hikayesini konu almaktadır. 

Özeti;1941 yılının Zonguldak ilinde insanlar kömür ocaklarında çalışmak zorundadırlar ve
toplumun büyük bir kısmı çok zor şartlarda bu maden ocaklarında çalışmaktadır. Muzaffer ve Rüştü iki yakın arkadaş olan şairlerdir ve Varlık dergisi isimli zamanının ünlü bir dergisinde şiirlerini yayınlatmaya çalışmaktadırlar. Aynı zamanda onlara her konuda yardımcı olan hem Edebiyat öğretmeni hemde şair olan Behçet hoca vardır. Ve filmin başrol oyuncularından biri olan Belçim Bilgin de belediye başkanının kızı olan Suzan rolündedir.







Filmde Suzan, Zonguldak iline yeni gelmiştir ve bu gelişi bu iki şairin dikkatini çekmiştir. Halk okulunda bir karşılaşma yaşarlar ve bunun sonucun da aralarında bir dostluk başlayacaktır. Aynı zamanda toplumun çoğu verem denilen hastalıkla savaşmaktadır ve insanlar yavaş yavaş bu bulaşıcı hastalığa yakalanmaktadırlar.

Suzan, Muzaffer ve Rüştü ile tanışmış artık çok yakın arkadaşlar olmuşlardır. Halk okulundaki tiyatro bölümünde hep beraber bir tiyatro gösterisi de hazırlamaya başlarlar, ancak Rüştü verem olmuştur ve Suzan'nın babası bu durumu bildiği için Suzan'nın onlarla arkadaşlık etmesini yasaklamıştır.

Bunun üzerine hastalığı iyice ciddileşen Rüştü, tedavi için heybeli adadaki bir hastaneye gönderilir. Burada Mediha ile tanışacak O'na aşık olacaktır. Aynı zamanda Suzan, artık babasından gizli bir şekilde Muzaffer ile görüşmektedir ve bir gün Muzaffer ile birlikte Suzan'ın hayali olan Maden Ocaklarına girmeye karar verirler. Suzan ve Muzaffer kılıklarını değiştirerek, Suzan'ı erkek kılığına sokarak maden ocaklarına girerler, içeride gördükleri manzaralar içler acısıdır ve sonrasın da çıkmak isterler ancak ne var ki görevliler bütün çıkanları soyup bit kontrolü yapmaktadır ve Suzan, bu kontrol sırasında yakalanır. Bunu öğrenen Suzan'ın babası kabahati Muzaffer'de bulur ve O'nu dayak attırır. Bunun üzerine Suzan'ı İstanbul'a gönderir, Muzaffer ise vereme yakalanmıştır ve O'da heybeli adadaki hastanenin yolunu tutmuştur, Behçet hoca ile birlikte. Zar zor Muzaffer'i de bu hastaneye almışlardır.




Hastanenin içinde ise Rüştü Madiha'ya aşık olmuş, Mediha ise çaresinin bu hastanede bulunamadığı bir hastalığa yakalanmıştır ve bu yüzden hastaneden taburcu edeceklerdir.

Mediha'nın taburcu edilmesi üzerine peşinden Rüştü ve Muzaffer'de hastaneden çıkar ve sonrasında Rüştü ile Mediha evlenirler. 

Bu olaylardan sonra Muzaffer artık İstanbul'daki Suzan'a ulaşmaya çalışır ve Suzan'ın gönderdiği mektuplar sayesinde O'nunla İstanbul'da buluşur. Muzaffer, Suzan'a aşıktır ve şiirlerini daha çok O'nu düşünerek yazmaktadır ve hatta bu yüzden Rüştü ile iddiaya girdikleri şiir yarışını da Suzan'nın Rüştü'nün şiirini beğenmesi sonucunda kaybetmiştir. Sonrasında hastalığı sebebiyle Mediha ölecektir ve O'nun ölümüne dayanamayan Rüştü'de kısa bir zaman sonra Muzaffer'in kollarında ölecektir. Onları toprağa veren Muzaffer, mezarlarının başında Suzan'la vedalaştıktan sonra da film, Behçet hocanın anlamlı şiirini seslendirmesi ile son bulur.

İzleyicisine tam bir müzik ziyafeti sunulan filmde, aynı zamanda çok ağır dram sahnelerine de vardır. Zamanının insanlarının çektiği zorluklar şiirsel ve edebi anlatımlarla çok iyi işlenmiştir. Film de şiire doyacaksınız ve dramı derinden hissedebileceksiniz.  Gerçek olaylardan uyarlanan ve izlenilmesini tavsiye edebileceğimiz bir Türk yapımı tarihi biyografik dram filmidir.